32 Maddede Kişisel Dünya Kupası Tarihim

maradonaDünya Kupası, futbolun tartışmasız en büyük şölenlerinden biri. Ne kadar teknolojinin baş döndüren hızı ve internet devriminin yayılma gücü ile her konu gibi futbol da kolay tüketilebilir hale gelse de söz konusu en büyük kupa her zaman biz futbolseverlerin yüreğini kıpır kıpır ettiriyor.

Bilinçli olarak seyrettiği ilk kupa 1982 İspanya olan bu satırların yazarı yeni dünya kupasının eşiğinde kendisi için en heyecan verici anları derledi. Bu kişisel bir macera, ama umarım size de keyif verir. Futbolun güzelliği de içinde hem kitlesel hem de kişisel sayısız unutulmaz serüven içermesi değil midir zaten 🙂

  1. 1982 İspanya: Bizim nesilin tartışmasız idolü (ki hala yerini kimse alamamıştır) Armanda Diego Maradona‘nın büyük bir beklenti altında ezilmesi, özellikle İtalyanların hunhar tekmeleri içinde kalması ve sinirine hakim olamayarak Dünya Kupası’nı beklentilerin uzağında tamamlaması. Özellikle İtalyan kasap Gentile, Maradona’yı hunharca durdurmakla görevlendirilmişti.
  2. 1982 İspanya: Socrates, Zico, Eder, Falcao, Serginho gibi yıldızlara sahip gelmiş geçmiş en zarif Brezilya milli takımının şiir gibi gibi futbolunun İtalya yenilgisiyle son bulması – bu takımın bu kupayı alamamış olması futbolun adaletsizliğin önemli örneklerindendir 🙂
  3. 1982 İspanya: Kimsenin şans tanımadığı İtalya’nın sert savunma futbolu ve şike cezasından dönüp gelen Rossi’nin bitiriciliği (beleşçiliği mi diyelim) kupayı alması,
  4. 1986 Meksika: Kişisel Dünya Kupası tarihimin en müthiş kupasıdır. Maradona’mın daha hırslı bir şekilde geri dönüşü, takımı maestro gibi yönetişi ve tabiri caizse tek başına kupayı Arjantin’e getirişi,
  5. 1986 Meksika: Arjantin – İngiltere maçında Maradona’nın dünya kupası tarihinin en unutulmaz 2 anına imza atması: Önce çaktırmadan elle attığı gol, sonra ortasahadan topu alıp neredeyse tüm İngiltere takımını çalımlayıp, ağları bulması.
  6. 1986 Meksika: Futbol tarihinin en ikonik taraftar hareketlerinden “Meksika Dalgası”nın ortaya çıkışı, hala bile nadiren de olsa tribünlerde gördüğümüz güzelliklerdendir.
  7. 1990 İtalya: 86 kadar etkileyici bir formda olmayan Arjantin’in yine Maradona’nın üstün oyunu ve Canigga’nın golculüğü ile finale kadar gelmesi, finalde Almanya’ya tamamen uydurma bir penaltı ile 1-0 kaybetmesi, 
  8. 1990 İtalya: Kaderin cilvesi ile ev sahibi İtalya ile Arjantin’in karşı karşıya gelmesi, Maradona’nın özellikle Napoli’den seyirci desteği istemesi ve az buz sayıda olmayan bir desteğin Arjantin’e verilmesi, Arjantin’in İtalya’yı kupanın dışına itmesi,
  9. 1990 İtalya: Futbol tarihinin en ilginç kalecilerinden Kolombiyalı Higuita’nın topla oynama şehvetinin Kamerunlu kurt golcü Roger Milla tarafından cezalandırılması.
  10. 1994 ABD: Kolombiya’lı Pablo Escobar’ın kendi kalesine attığı gol ve ardından ne yazık ki fanatikler tarafından vurularak hayatına veda etmesi ki futbol tarihinin unutulmaz trajedilerindendir.
  11. 1994 ABD: Baştan aşağı zarafet ve yeteneğin sahadaki izdüşümü olan Roberto Baggio’nun finale kadar getirdiği İtalya’nın yine Baggio’nun kaçırdığı penaltı ile kupayı kaçırması, futbol nankör bir oyundur demiştik değil mi 🙂
  12. 1994 ABD: Maradona’nın sırtladığı Arjantin’de herşey iyi gidiyorken FIFA operasyonu ile yıldızın doping suçlamasıyla kupa dışına itilmesi ki hala biz Diegoseverlerin hazmedemediği bir durumdur.
  13. 1994 ABD: Virtiözler virtiözü Hagi’nin Kolombiya’ya attığı gol.
  14. 1994 ABD: Tarihin en renkli ve orjinal kaleci formalarına sahip olan Meksikalı Campos’un yine gözlerimizi alan kaleci formaları.jorge-campos1-1150x767.jpg
  15. 1994 ABD: Tarihin en sıkıcı Brezilya’sının dünya kupasına uzanışı, Bebeto’nun sonra klasik haline gelecek bebek doğuşunu anlatan gol sevinci.
  16. 1998 Fransa: Maestro Zidane yönetiminde Dechamps, Henry, Trezeguet, Desaily, Blanc, Pires gibi altın jenerasyon ifade eden Fransa’nın çok da zorlanmadan kupayı alışı, hatta finalde Brezilya’yı ezişi.
  17. 1998 Fransa: Kupa’nın önemli yıldızı Baba Ronaldo’nun finale gelindiğinde oluşan hastalık durumu, finale hasta çıktığı yönünde unutulmayan spekülasyonlar. Finalde gerçekten beklenilen çok altında performans göstermesi.
  18. 2002 Japonya-Kore: Bu kupa milli takımımızın üçüncü olarak gelmiş geçmiş en büyük başarımızı kazanması açısından gerçekten uzun uzun yazılacak ve anlatılacak bir kupa, çok sıralanacak şey var ama ana başlıklardan Hasan Şaş’ın Brezilya’ya attığı gol ve ardından “cool” gol sevinci ile başlayalım.
  19. 2002 Japonya-Kore: Her maçını işte, evde, okulda, sokakta soluksuz izlediğimiz milli takımımızı yarı finale çıkaran İlhan Mansız’ın müthiş altın golü.
  20. 2002 Japonya-Kore: Kalecimiz Rüştü’nün inanılmaz performansları, gözlerinin altındaki çizgilerle iyice ikonik bir figür hale gelmesi (ki ardından Barcelona’ya transfer oldu).
  21. 2002 Japonya-Kore: İlhan Mansız’ın Roberto Carlos’un aklını alan unutulmaz “rainbow” çalımı, adeta Ardiles’e selam çakışı.
  22. 2002 Japonya-Kore: Ümit Davala’nın mahalle berberlerinin bile portföyüne katmak zorunda kaldığı Son Mohikan stili saç kesimi,unit.jpg
  23. 2002 Japonya-Kore: Yarı finalde Brezilya’ya karşı Baba Ronaldo’nun pis burun golü ile kaybedişimiz.
  24. 2002 Japonya-Kore: Nefes kesen üçüncülük maçını Güney Kore önünde 3-2 ile galip bitirmemiz ve tarihimizde milli takımlar seviyesinde en iyi dereceye uzanışımız, maç sonunda oyuncuların hep beraber seyircileri selamlası.
  25. 2006 Almanya: Kimsenin fazla şans tanımadığı İtalya’nın gitgide daha çok beğenilen futbolu ile finale gelişi ve penaltılarla Fransa’yı yenip, kupayı alışı.
  26. 2006 Almanya: Bu turnuvada bizi üzen Arjantin’in turnuvadaki en iyi maçında Sırbistan sürklaese ederken 26 pas yapıp attığı gol.
  27. 2006 Almanya: Finalde Materazzi’nin terbiyesizliğini vurduğu kafa ile cezalandıran Zidane’nın dünya kupasına ve futbola efsane vedası.
  28. 2010 Güney Afrika: Açık ara favori olan Iniesta, Xavi, Villa, Torres, Puyol gibi altın jenerasyon idollerini barındıran gelmiş geçmiş en güçlü İspanya’nın kupayı alması.
  29. 2010 Güney Afrika: Yerel üflemeli çalgı vuvuzelanın maçlarda onbinlerce kişi tarafından çalınmasıyla oluşan korkunç gürültü kirliliği ki maçlarda sesi kapatıp seyretmemize sebep olmuştur 🙂
  30. 2010 Güney Afrika: Diego’muzun bu sefer teknik direktör olarak başında olduğu Arjantin’in başta umut vermesine rağmen çeyrek finalde Almanya tarafından hezimet uğratılması 😦
  31. 2014 Brezilya: Almanya’nın evsahibi Brezilya’yı tarihinin en unutulmaz skorlarından biri olan 7-1 ile rencide etmesi.
  32. 2014 Brezilya: Arjantin’imin çok heyecan vermemesine rağmen kararlı oyunu ile finale kadar çıkması ama Alman panzerlerine boyun eğmesi. (Lineker boşuna dememiş sonunda hep Almanya kazanır diye). Yine olmadı be Messi.

Bonus: İngiltere’nin hep penaltılarda kaybedişi.

 

Advertisements
This entry was posted in Armando Diego Maradona, Dünya Kupası, Futbol, Güney Amerika, Uncategorized. Bookmark the permalink.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

w

Connecting to %s